Zeytinin Dünya' ya yayılışı
- Salı, 11 Ekim 2011
Zeytinin dünyaya yayılışı
Yabani zeytin ağacının (Oleaster) ilk kez nerede ortaya çıktı
“Delice” isimli bu vahşi ama cömert ağacın ilk kez dünyanın hangi
bölgesinde ehlileştirildiğine ilişkin uluslar arası bilim dünyasında
farklı görüşler var olmakla birlikte hala kesin bir görüş yoktur.
Ünlü
botanikçi Pelletier’ye göre yabani zeytin ağacının anayurdu, çok
sayıdaki delicelerin sık ormanlar oluşturduğu Anadolu’dur. De Candelle
ise, zeytinin kaynağının Küçük Asya olduğu, Suriye’den Yunanistan’a
Anadolu tarikiyle yayıldığı görüşündedir. Kimine göre zeytinin anayurdu
Girit adası, kimine göre Güney Kafkasya, İran; belki de Kuzey Afrika’da
Atlas Dağları, belki de Aşağı Mısır, Sudan hatta Etiyopya’dır.
Zeytinin kökenleri konusunda öne sürülen varsayımlar arasında en
güçlüsü zeytini ilk ehlileştirenlerin Persler, Mezopotamyalılar,
Suriyeliler ve Filistinliler olduğu yönündedir. Yakın Doğu’da zeytin
yetiştirildiğine ilişkin en eski kalıntıların İsrail ve Ürdün’de
Kalkolitik Döneme (M.Ö. 3700- 3200) kadar gitmesi bu tezi
güçlendirmektedir.
Zeytin ağacı tarım ve ticaret alanlarında yatkınlık ve beceri sahibi bu medeniyetler tarafından aşılanır. Zeytin ağacının yetiştirilip daha verimli bir hale gelmesi sağlanarak bir kültür bitkisi haline getirilir ve Akdeniz kıyı şeridi boyunca yaygınlaştırılır. Zeytinin bir kültür bitkisi haline gelmesi M.Ö.4000’lerde gerçekleşir. Bundan 1500- 2000 yıl sonra da meyvesi sıkılarak yağ elde edilir. Akdeniz’de bulunan zeytin çekirdeği kalıntılarının yanı sıra Tunç devrine ait yağ presleri, kaplar, vazo ve freskler zeytin ve zeytinyağının tarihsel gelişimine ışık tutar.
Zeytinin okyanusları aşarak Kuzey ve Güney Amerika’da da yetiştirilmeye başlanması 16.yüzyılda, Avrupa’dan gelen İspanyol misyonerler aracılığıyla gerçekleştirilir. İspanyollar tarafından götürülen zeytin fideleri önce Batı Hint adalarına sonra da Amerika kıtasına ekilir. 1560’larda Meksika ve Peru’ya; 19.yüzyılın ikinci yarısında İtalyan göçmenler sayesinde, Kaliforniya, Şili ve Arjantin’den Avutralya ve Güney Afrika’ya kadar geniş bir coğrafyaya yayılır.
Antik dönemde Anadolu
İzmir Urla’da Ankara Üniversitesi’nden Hayati Erkanal
yönetiminde yapılan Limantepe Höyüğü kazılarında, M.Ö. 3000-2000
tarihinden kalma; zeytin tanelerini ezmek için kullanılan küçük el
havanları, öğütme taşları, zeytinyağını karasudan ayrıştırmaya yarayan
toprak kapların yanı sıra daha sonraki dönemlere ait zeytinyağı depoları
gün ışığına çıkarılmıştır. Ayrıca, Antalya’da Kaş açıklarında;
Uluburun’da deniz arkeologları tarafından ortaya çıkarılan ve Geç Tunç
çağına ait olduğu düşünülen batık teknede nar, incir ve bademle birlikte
zeytin de bulunmuştur (M.Ö. 1300).
Klazomenai:
Hititler’den yüzyıllar sonrasına gidelim, yine Ege’de ve
Urla’dayız: bu kez İyonluların M.Ö. X. Yüzyılda kurdukları antik
Klazomenai kentinin yıkıntıları arasında, büyük olasılıkla M.Ö. VI.
yüzyılda kullanılan blok kayalara oyulmuş üç gözlü yağ ayrıştırma
düzeneğiyle çalışan ve işleme kapasitesi nedeniyle ihracata yönelik
önemli bir zeytinyağı işliği ile karşılaşıyoruz. Urla’ya komşu Çeşme
yakınlarındaki Erythrai, şimdiki adıyla Ildır da, İyon Federasyonu’nun
bir üyesi ve dönemin önemli bir zeytinyağı üretim ve ihraç merkeziydi.
Anadolu’dan gelen zeytinyağı, şarap ve badem buradan küçük gemilerle
Ege’nin öteki kıyılarına dağılırdı. Klazomenai günümüz Didim kasabası
yakınlarındaki antik Miletos kentine de çok yakındır, hani şu ünlü
bilgin Thales’in kentine. Matematikçi ve filozof Thales’in meteorolojik
verileri değerlendirilerek, zeytin ürününün çok bol olacağını kestirdiği
yıl, aylar öncesinden Miletos ve Sakız Adası’nda bir çok yağhaneyi
önceden kiralayarak, gerçekten çok verimli geçen hasadın ardından iyice
zenginleştiği de VI. yüzyıldan beri anlatılır. Thales böylelikle
bilgin-tüccarların da var olabileceğini kanıtlıyordu.


