Küreselleşme ve Millî Duyarlılıklar

  • PDF

Geride bıraktığımız yüzyılın son çeyreğinde ivme kazanarak süregelen değişim süreci yaşadığımız dünyanın şartlarını da değiştirmiştir. Bu değişim sürecinin doğal bir sonucu, bilgi ve buna paralel olarak da bilişim teknolojileri hızla ve sürekli olarak değişmektedir.

Bilhassa haberleşme teknolojisindeki inanılması güç gelişme sayesinde ülkeler, dünyanın herhangi bir yerinde meydana gelen olayları anında herkese ulaştıracak imkanlara ve yaygın bir altyapıya kavuşmuşlardır. Böylece dünya küçülmüş, insanlar ve kültürler birbirleriyle tanışmış, haber ve konular küreselleşmiştir.

Ancak küreselleşme olgusunun, ekonomiden başlayarak ulusal sınırları ve millî kimlikleri tehdit eder bir hale dönüşeceği beklentisi, bazı tereddütleri de beraberinde getirmiş, millî devletin varlığı, ülkenin bağımsızlığı, millî sınırların korunması, millî kültürün yaşatılması gibi temel kavramlarda yüksek duyarlılıkların oluşmasına sebep olmuştur. Dünyanın önde gelen yönelim araştırmacıları da bu kaygıları paslaşmakta, daha 21. yüzyıla başlamadan önce bu kaygıları şöyle dile getirmekteydiler; "Yaşam tarzlarımız ne denli homojenleşirse, köklü değerlere, dil, sanat ve edebiyata da o denli bağlanırız. Dış dünyalarımız birbirine yaklaştıkça iç dünyalarımıza özgü geleneklerin değeri artacaktır." (Megatrends 2000 s.100)

Bu tür hassasiyetleri ülkemiz açısından değerlendirdiğimizde ve Büyük Atatürk’ün "Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize görecekleri tahsilin hududu ne olursa olsun, en evvel ve herşeyden evvel, Türkiye’nin istikbâline kendi benliğine, millî geleneklerine düşman olan bütün unsurlarla mücadele etmek lüzumu öğretilmelidir." sözleriyle yorumladığımızda çok haklı gerekçelere dayandığını görür, millî eğitime ilişkin hedeflerimizi daha kolay belirleriz.

Bütün bunlara rağmen küreselleşme karşıtı bir tavır oluşturmak, tüm dünyayı etkisi altında tutan küresel olgulara karşı koymak da mümkün değildir. Zira küreselleşme yüzyıllardır ulus-devlet ortamı içinde ve yerel boyutta gelişmiş insanın ufkunu bir anda küresel boyuta çıkarmış, küresel düşünen, yerel çözümleyen bireye olan ihtiyacı artırmıştır. Böylesi bir durum ise adeta çağdaş uygarlığa ayak uydurabilmek için bir önşart, çağdaş uygarlığın üzerine çıkmak için de millî bir hedef gibi yorumlanmalı, çocuklarımızı ve gençlerimizi bir taraftan millî ve manevî değerlerimize bağlı bireyler olarak yetiştirirken, diğer taraftan da millî kimliklerinden ödün vermeden evrensel değer ve oluşumlarla uyumlu kuşaklar hâline getirmek bilinci içinde olmalıyız.

Zira geleceğin bilgi toplumunu kuracak olan gençlerimizin akıl, zekâ ve beyin melekelerini geliştirmeleri ve etkin bir biçimde kullanabilmeleri ve etkin bir biçimde kullanabilmeleri ise eğitim etkinliklerinde bilinçli bir çabayı gerektirmektedir. Bilgi bolluğu ve hızlı iletişimle küçülen günümüz dünyasında bu baş döndürücü hıza yetişebilmek, sürekli üretilen ve çok kısa zamanda tüketilen bilgiyi gereği gibi kullanabilmek ve dönüşümünü sağlayabilmek; kuşkusuz zihinsel güçlerini çok iyi kullanabilen, muhakeme edebilen ve yeniden üretebilen bireylere sahip olmakla mümkün olacaktır.

Yorumlar

B
i
u
Quote
Code
List
List item
URL
İsim *
Email (Doğrulama & Cevaplar)
Kod   
EgeLi Web TR Professional Destek
Yorumu Gönder